Yavşak Stratejiler, Yavşak Pazarlama

Dün akşam Cüneyt Özdemir’in 5N1K programını dinledim, özellikle konuk olarak Fazıl Say‘ın yorumları dikkatimi çekti, ve bu konunun strateji ve pazarlama’ya yansıması hakkında fikirlerimi paylaşmak istedim.

Fazıl Say’ın “Arabesk Yavşaklığı” üzerinde ciddi bir sıkıntısı var; kendisi kalitesiz, içi sulandırılmış ve maalesef populasyonun %99’unun rağbet gösterdiği müziklerden duyduğu rahatsızlığı biraz da sinirli bir şekilde argo bir terimle tanımladı. Kendisinin uzun seneler müzik konusunda dünyanın en üst düzeyinde yaptığı çalışmalar ve tecrübeler karşısında toplumun kolaycılığa kaçıp, kendi söylemiyle “yavşaklaşmasından” duyduğu sıkıntıyı paylaşmaya çalışıyordu. Bu kolaycılığı  doğru bulmuyordu ve bunun karşısında farkındalığı yaratmaya çalışıyordu.

Ben aslında rahatsız insanları severim, hatta rahatsızlığı bana strateji ve pazarlama konularında yaşadığım rahatsızlığı açıklayabilmem açısından yol gösterici oldu. Strateji konusu (özellikle de pazarlama stratejileri’nde) ülkemizde o kadar sulandırılmış ve teknik açıdan yanlış şekilde ele alınmakta ki…

Gerçekten birçok şirketin kolaya kaçarak, sulandırılmış şekilde stratejiler belirlemesi ve pazarlama yapmaya çalışması beni de ciddi şekilde rahatsız ediyor. Tüm pazarlama servisleri şirketlerinde, ajanslarda, marka yönetimlerinde bu sulandırılmışlığı, pazarlama stratejilerine yalnızca yüzeysel dokunmayı görebiliyorum ve çok rahatsız oluyorum. Aynı Fazıl Say’ın müzik örneğinde olduğu gibi maalesef genelde marka yönetimlerine bu sulandırılmış, kalitesiz stratejiler daha rahatlıkla ve çoklukla satılabiliyor. Ama işi doğru ve Fazıl Say gibi ciddi bir eğitim ve tecrübeyle yapmaya kalkılınca da ülkemizde pek alıcı çıkmayabiliyor.

Fazıl Say yine bu noktaya Bertrand Russell’dan çok güzel bir sözle değindi, yazımı bununla noktalamak istiyorum;

“Birşey yanlışsa, milyonlarca kişi o yanlışı savunsa da, o yine de yanlıştır”

9 comments

  1. Böyle net ve açık sözlü yazıların devamını bekliyoruz.

  2. Yazının anlatım dili eğlenceli ve çok açıklayıcı olmuş. “Pazarlama” insanları olarak basit ve anlaşılır bir dille konuştuğumuzda hatta birazda Fazıl Say örneğindeki gibi populer kültürü de işin içine çektiğimizde söylediklerimiz daha ilgi çekici oluyor, düşündürüyor. Dolayısıyla doğruyu karşımızdakinin diline uyarlayarak yanımıza almak bir nevi pazarlama misyonerliği yapmak lazım. Bu açıdan çok hoşuma gitti bu yazı. Bir dönem Hulusi Derici’nin de “Dandik Stratejiler” diye reklamları vardı, onu da başarılı buluyordum 🙂

  3. Yazdıklarınıza katılıyorum.Strateji “yavşak” olmaz, olamaz.Olursa strateji olmaz…Bizde marcom yöneticileri ( hepsi değil belki ama çoğu ) stratejinin ne olduğundan bihaber yaşadıkları için aslında bu arabesk hal her yerde kendini gösteriyor… Fazıl Say’ın ifadesi şeklen belki ağırdı-yanlıştı ama fikren kesinlikle doğru.

  4. Farklı bir bakış açısı.Yazınız çok hoşuma gitti sitenizi sık kullanılanlara ekliyorum.Paylaşım için teşekkürler.

  5. Tüm yorumlar için teşekkürler.
    @C: yazıların devamı gelecek 😉
    @Yılmaz: Beyendiğine sevindim, yorumunda haklısın sanırım, çünkü ilk defa bir yazım bu kadar like edildi
    @Aydın: “Fazıl Say’ın ifadesi şeklen ağırdı” yorumuna bende katılıyorum, aynı şekilde “fikren doğru” demene de katılıyorum, zaten anlatmak istediğim de bu fikri tarafıydı
    @Bulut: Preznetasyon.net siten de benim ilgimi çekti 😉

  6. Ellerinize, dilinize ve yüreğinize sağlık…

  7. ilginç bir yaklasım gercekten. Yazılarınızında devamını bekleriz. 🙂

  8. yazılarınız gerçekten çok güzel devamını bekleriz

  9. Çok teşekkürler, devamı gelecek 😉

Yorum yapın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar yıldızlı olarak işaretli *

*